Cumhuriyetin Önsözü: Hürriyet Devrimi | DEMOKRAT MERSİN | Mersin'in Demokrat Gazetesi

 
 
12:29  SALGıNıN KIRLETTIĞI TÜRKÇE  11:50  ARSLAN: DOĞU AKDENIZ’IN İLK KURBANLARı: BAYıR-BUCAK TÜRKMENLERI   11:45  NAKLIYECILER KOMPLEKSI IÇIN BÜYÜK ADıM  11:44  CHP MERSIN MILLETVEKILI ANTMEN’DEN BAŞKAN DINÇER’E ZIYARET  11:41  ÖNCE DOĞAYI, SONRA İŞÇİLERİ VURDU  11:40  VALI SU VE BAŞKAN GÜLTAK, SULUMA KANALLARıNDA İNCELEMELERDE BULUNDU   11:39  MERSINLILER, BÜYÜKŞEHIR’E ARTıK DAHA KOLAY ULAŞABILIYOR!  11:37  YENIŞEHIR BELEDIYESI HAREKETLILIK HAFTASı’NA HAZıR  11:34  FRANSA TÜRKIYE’YI AFRIKA’DAKI SÖMÜRGELERI ILE KARıŞTıRDı  11:32  ESNAF MASASı ESNAFıN HIZMETINDE  11:30  MHP’Lİ KILAVUZ’DAN, MERSİN TARIMI HAKKINDA GENİŞ KAPSAMLI ÖNERGE VERDİ  11:39  ASıRLıK GIRIT EKMEĞI, AKDENIZ’DE YAŞATıLıYOR  16:22  CANAN KAFTANCIOĞLU, KEMALİST, ATATÜRKÇÜ VE ALTI OK’ÇU BİR DEVRİMCİ MİDİR? YOKSA?  16:20  TOROSLAR BELEDİYESİ’NDEN KONTROLLÜ DOĞA YÜRÜYÜŞÜ   10:57   ABD RUMLARA ARKA Mı ÇıKıYOR?  10:55  TOROSLAR BELEDİYESİ, DOĞA YÜRÜYÜŞLERİNİ BAŞLATIYOR  10:53  KURTULUŞ SAVAŞı’NA OMUZ VEREN İRANLı SUBAY  10:42  ARATOS, GÜNıŞıĞı ILE BULUŞMAK IÇIN DESTEK BEKLIYOR  10:31  SAĞLıK ÇALıŞANLARıNA AŞURE IKRAMı  10:30  TŞOF, DIĞER ESNAFA VERILEN DESTEĞIN ŞOFÖR ESNAFıNA DA VERILMESINI ISTIYOR  
Cumhuriyetin Önsözü: Hürriyet Devrimi

Devrimin kitleselleşebilmesi için uygun koşulların oluşması devrimci fikirlerin kitlelerin hayat gerçeğiyle buluşması demektir. Sultanın yönetimi, ülkeyi ciddi bir ekonomik darboğaza sokarak vergi gelirlerini artırınca, Anadoluda 1906-1908 yılları arasında önemli ayaklanmalar çıktı.

UĞURCAN YARDIMOĞLU / AYDINLIK GAZETESİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

23 Temmuz 1908'de yapılan Hürriyet Devrimi'nin 112. yıldönümünü arkada bıraktık. Bu devrim, altı asırlık Osmanlı monarşisinin parlamento ve anayasayla buluşmasını sağlamış ve 1918'e kadar sürecek yaklaşık 10 yıllık meşrutiyet rejiminin kurmuştur. Tarihçilerin Kutbu, Şeyhülmüverrihin Halil İnalcık'ın değerlendirmesiyle “meşrutiyet, saltanatı fiilen yıkmış ve günümüz Türkiye Cumhuriyeti'ni hazırlamıştır.”

Devrimin ruhunu temsil eden Tıbbiyelileri, devrimin ateşini yakan Resneli Niyazi'yi, devrimin çeşitli kıtalardaki yansımalarını, siyasi, iktisadi ve askeri sorunlara bulduğu çözümleri işleyen arşivlik yazılar ve söyleşiler yayınladık. Değerli hocalarımızın ve yazarlarımızın kaleme aldığı bu yazı dizisi Hürriyet Devrimi'nin hem tarihsel rolünü hem de bugünkü önemini kavramamıza yardımcı oldu. Biz de Hürriyet Devrimi'nin tarihsel arka planını, Anadolu ve Balkanlardaki gelişimini ve kısaca sonuçlarını ele aldığımız iki bölümlük bir yazı hazırladık. Okurlarımızın fikir, görüş ve önerilerini bekliyoruz.

1908 DEVRİMİ'NİN TARİHSEL ARKA PLANI
Osmanlı Devleti, Kanuni döneminden itibaren gerileyen bir siyasal, ekonomik ve toplumsal yapıya sahipti. Osmanlı aydınları çözümü Batı'nın yükselen uygarlığında arama eğilimine de yaklaşık olarak bu tarihlerde başlamıştı. Ancak sistemli bir çağdaşlaşma yaklaşımı ancak 19. yüzyılda ve Fransız Devrimi'nin izinde geliştirilecektir.

Osmanlı Devleti önce Sultan 2. Mahmut reformlarıyla ardından Sultan Abdülmecid ile başlayan ve Sultan Abdülaziz'le devam eden Tanzimat reformlarını yaptı. Bu reformlarla imparatorluğun bileşenlerini bir arada tutma, toprak kaybetmeme ve modern bir devlet ve toplum yapısı kurmak amaçlandı. Fakat orduyu, eğitimi ve devlet bürokrasisini modernleştirirken iktisadi bağımsızlık yitirildi. En önemlisi, Batı modernitesinden alınması gereken belirleyici konu atlandı: Hakimiyetin kaynağı neydi?

Batı, Fransız Devrimleriyle birlikte egemenliğin kaynağının halk olduğu rejimlere geçiş yapmış ve özgür vatandaşların birliğini ifade eden millet (ulus) toplumsal formasyonuyla örgütlenmişti. Osmanlı Devleti ise hâkimiyeti hala sarayda tutuyor, ıslahatlar (reformlar) dahi 'ferman'la ilan ediliyordu. Yani geri alınabilirdi, bir tür ihsandı ve bu yeniliklerde halkın bir payı, söz hakkı yoktu. Egemenliğin kaynağını saray olarak tanımlayan Osmanlı yönetimi haliyle çok uluslu yapısını bir ulusal birliğe de dönüştüremezdi. Dönüştüremedi.

İbrahim Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa gibi aydınlar ise milleti hakimiyete ortak etme düşüncesiyle harekete geçti. O dönemin en önemli iletişim aracı olan gazeteler vasıtasıyla dile getirmeye başladığı ilerici fikirler Osmanlı seçkinleri içerisinde rağbet gördü. İmparatorluğun Tanzimat hareketiyle açtığı Tercüme Büroları ve yeni okullardan yetişen bu seçkin çevre örgütlenmeye de başladı. Yeni Osmanlılar Hareketi, ülkede meşruti bir rejim kurma amacıyla kuruldu. Şiarı, Şinasi'nin ünlü dizesiydi: Bildirir haddini sultana, senin kanunun!

Mithat Paşa gibi bir devlet adamıyla, Hüseyin Avni Paşa ve Süleyman Paşa gibi askerlerle kurulan bağlantılar gelişmeleri hızlandırdı ve 30 Haziran 1876'da Sultan Abdülaziz tahttan indirildi. 5. Murad'ın kısa süreli saltanatının ardından 2. Abdülhamit'in Mithat Paşa'ya meşrutiyeti ilan sözü vererek tahta geçmesiyle 1. Meşrutiyet Devimi gerçekleştirildi. Ancak meclisin de anayasanın da ömrü kısa sürdü. 93 Harbinin ardından meclis kapatıldı, anayasa askıya alındı ve sert bir istibdat rejimi kuruldu.

2. Abdülhamit'in dikta yönetimi, 33 yıl kadar sürdü. Ancak bu süre zarfında, modern okullardan yetişen nesil, bir şekilde vatansever ve özgürlükçü fikirlerle tanıştı. Dünya da yerinde durmuyordu, Batı, kapitalist gelişmesini emperyalizm aşamasına tahvil etmiş, dünyanın devletsiz topraklarının tamamını sömürgesi haline getirmişti. (1914 yılına gelindiğinde dünyada tam sömürge olmamış yalnızca üç ülke kalacaktı: Osmanlı, İran ve Çin)

Bu gelişmeleri gören gençlik harekete geçti, 1889'da kurulan İttihad-ı Osmani Cemiyeti bu neslin eseriydi. Fakat sultanın sıkı hafiye örgütü ve baskı rejimi yurt içerisinde örgütlenme olanaklarını kısıtladı. Aydınlar ve gençler ya sürüldü yahut da yurt dışına çıkarak buradan yayın faaliyeti yoluyla muhalif mücadelelerine devam etti.

Ancak temel sorun, meşrutiyet rejiminin nasıl tesis edileceğiydi. Jöntürklerin önündeki görev ülkeyi özgürleştirmek ve çağdaşlaşmaya giden yoldaki saltanat bariyerini yıkmaktı. Fakat bunun yalnızca yayın yoluyla yapılmasına olanak yoktu.

1908 DEVRİMİ'NİN ÖNCÜ ÖRGÜTLENMESİ
1889 yılında kurulan örgütün Avrupa'ya taşınması ve çeşitli siyasal mücadelelerden sonra Ahmet Rıza Beyin liderliğinde ve Meşveret Gazetesi etrafında esas olarak entelektüel bir çalışmaya odaklandığını görüyoruz. Rejim açısından 'zararlı yayınlar' üreten bu faaliyetin asıl amacı, 'zararlı' yayınları yurt içerisinde dağıtarak yapılacak devrimin fikirlerini kitlelere ulaştırmaktı. Ama bu fikirler kitlelere değil onların seçkin öncülerine ulaştı ve bu öncüler -özellikle devlet görevlisi gençler- arasında bir örgütlenme yönelimi yarattı.

1905 yılında genç kurmay yüzbaşı Mustafa Kemal, görevli olduğu Şam diyarında örgütlenmeye başladı. Örgütünün adı Vatan ve Hürriyet'ti. 1906 yılında, posta memuru Talat Bey, (ileride Sadrazam Talat Paşa) Selanik'te Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Bu cemiyet, mason localarıyla, Melami ve Bektaşi tarikatlarıyla bağlantı halindeydi. Özellikle Balkanlarda konuşlu 3. Ordu'nun genç subayları arasında hızla örgütlendi. (Daha sonra Mustafa Kemal de Selaniğe gelerek örgütünü dağıtarak bu insiyatif içerisinde yerini alacaktı.)

Talat Bey ve Bursalı Tahir Bey, Mithat Şükrü, Cavid, Emanuel Karasu gibi isimlerin başı çektiği bu örgüte K. Binbaşı Enver, Niyazi, Eyüp Sabri, Cemal (ileride ünlü Bahriye Nazırı) ve Kazım Karabekir gibi genç askerler de katıldı. Selanik'ten sonra Manastır'da da hızlı bir örgütlenme yapıldı. Bu sırada, Talat Bey, Paris'te Dr. Nazım Bey'e yazdığı mektupla dışarıdaki ve içerideki örgütlerin birleştirilmesi teklifinde bulundu. Dr Nazım Bey, Ahmet Rıza Bey'in örgütündendi ve Dr. Bahattin Şakir Bey'i temas için gizlice yurda gönderdi. Ardından kendisi de gelerek Talat Bey'le yaptığı görüşmeler sonucunda Paris ve Selanik'teki örgütler, 'Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti' adıyla birleştrildi. (Bundan sonra bu cemiyet tarihe mal olacak özgün ismi olan İttihat ve Terakki Cemiyeti olarak anılacaktır.) Ancak bu birleşme tek merkezli olmadı, iç ve dış merkezler özerk olacaktı, iki ayrı nizamname (tüzük) hazırlandı. Esas olarak görevleri de bu farklılığa uygundu, yurt dışındaki örgüt, yine yayın faaliyetine odaklanıyor, yurt içindeki örgüt ise gizli hücreler şeklinde örgütlenmeyi sürdürüyordu.

DEVRİMİN ATEŞTEN ÜLKESİ: MAKEDONYA
Devrimin Makedonya'da öncü örgütlenmeye girişmesi ve kitle bağlarını burada kurmasında aslında şaşılacak bir yan yok. Çünkü 20. yüzyılın başında Osmanlı Makedonyası her açıdan çok özel bir örnek teşkil ediyor. 1878 Berlin Antlaşması'ndan beri (bu antlaşma Sevr'in atası sayılabilir) Makedonya, hem gelişip güçlenen küçük Balkan uluslarının iştahını kabartıyor hem de bunlara maddi manevi destek sağlayan emperyalist büyük devletlerin. Büyük devletler, sürekli reform sorununu Osmanlı Devleti'nin önüne koyarak onun iç işlerine dahil olma, çıkarlarını sağlama siyasetini izledi. Tanzimat döneminin başından beri artarak devam eden bu politika Makedonya özelinde bir teslim alma sorununa dönüşmüştü. Rusya ve Avusturya'nın başını çektiği büyük devletler Mürsteg Reform Programı'nı sultan 2. Abdülhamit'e kabul ettirerek Makedonya'nın görece özerkliğini sağladı. Osmanlı valisinin altında 'danışman' sıfatıyla çalışan yabancı bürokrat ve subaylar esas olarak Makedonya'nın Osmanlı'dan koparılmasının koşullarını yaratmaya çalıştı. Bu programın gerekçesi de 1903 İlinden Ayaklanması idi. Bu ayaklanmayı Bulgar ulusal devrimci örgütü başlatmıştı. Bastırıldı ancak ardından büyük devletlerin baskısyla reform programı başlatıldı.

19. yüzyıldan beri gelişen Balkan uluslarının bağımsızlık talepleri, kliselerin geniş etki gücüne, büyük devletlerin desteğiyle kurdukları okullarına, ekonomik faaliyetlerine ve toplumsal dayanışmaya yaslanarak hızla arttı. 20. yüzyıl başında Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan bağımsız devletler, Bulgaristan ise sözde Osmanlı'ya bağlı bir prenslik ama gerçekte o da bağımsız bir ülkeydi. Bu Balkan ülkelerinin tamamı, Osmanlı Devleti'nin elinde kalan Balkan toprakları üzerinde çeşitli istila emellerine sahipti. Bu topraklarda nüfus çoğunluğu müslümandı. (Manastır, İşkodra, Yanya, Selanik, Kosova) Ancak bu, adı geçen Balkan uluslarının çeteler oluşturarak gayrinizami harp yöntemleriyle müslümanlara, devlet kurumlarına ve ayrıca birbirlerine saldırmasına engel olmadı.

Küçük Balkan uluslarının terör estirdiği ve büyük devletlerin bu gelişmeleri iç işlermize karışma fırsatı saydığı bu ortamda Osmanlı subayları, vatansever düşüncelerin etki alanına daha çabuk giriyordu. Birincisi bizzat çete takibinde bulundukları için savaşın içindelerdi ve karşı tarafın milli menfaatleri için neler yapabildiğini görüyor ve bundan etkileniyorlardı. İkincisi büyük devletlerin bağımsızlığımıza ve varlığımıza son vermek için attığı adımları bizzat tecrübe ediyorlardı. Bu gidişata engel olmak şöyle dursun zemin hazırladığını düşündükleri ve çağdışı buldukları istibdat rejimine karşı örgütlenmeleri de zor olmuyordu.

Bu koşullar içerisinde Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti, subaylar arasında hızla popüler hale geldi. Devrimin gerçekleştirilmesini sağlayacak silahlı güç devrimin öncü örgütlenmesi tarafından kazanılmıştı. Bunun dışında müslüman halk da çete baskınlarından yılmııştı. Balkanlarda her ulusun bir örgütü vardı, varlığını korumak müslümanların da (Türklerin) örgütlenmeleri gerektiği gerçeğini halk kavrıyordu. Özellikle tüccar, zanaatkarlar ve zamanla köylüyler cemiyete ısınmıştı.

HALK İSYANLARI'NIN DİYARI: ANADOLU
Devrimin kitleselleşebilmesi için uygun koşulların oluşması devrimci fikirlerin kitlelerin hayat gerçeğiyle buluşması demektir. Sultanın yönetimi, ülkeyi ciddi bir ekonomik darboğaza sokarak vergi gelirlerini artırınca, Anadolu’da 1906-1908 yılları arasında önemli ayaklanmalar çıktı. Bu isyanlarla devrimci örgüt arasında çok ciddi bir bağın kurulmuş olduğunu görüyoruz. Makedonya'daki siyasal ve askeri hareketliliğe Anadolu'daki iktisadi hareketlilik eklendi. Yarın istibdat yönetiminin koyduğu ağır vergilere karşı çıkan halk isyanlarını değerlendireceğiz. Bu isyanların sonuçlarını ve meşrutiyetin ilanını da ele alacağız.


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Hen?z Yorum Yap?lmam??..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA