14:13  TÜRKİYE SANATI DESTEKLEMEDE AVRUPA SONUNCUSU  14:11  KADıNı FEMINIZMDEN KURTARMAK  14:10  KıBRıS’TA DENKTAŞ RUHU  14:08  MÜMTAZ SOYSAL’ıN ARDıNDAN  11:41  İŞSIZLIK HıZ KESMEDI!  11:29  800’E YAKıN GAZETE KAPANACAK  11:04  KEMALIZM: TÜRKIYE’YE ÖZGÜ SOSYALIZM  13:28  SEÇER’DEN KAÇAK ET KESIMI IÇIN BAKANLıĞA DENETIMI ARTTıRMA ÇAĞRıSı   13:26  BEN SADECE "SEÇİM" KAYBETTİM!..  13:24  CHP’Lİ GÖKÇEL ISPANAK ÜRETİCİSİNİN SESİ OLDU  13:54  BAŞKAN SEÇER, GAZETECILER CEMIYETI’NIN GENEL KURULUNA KATıLDı  13:52  CHP’DEKI ‘KITAP’ KAVGASıNA KıLıÇDAROĞLU DA KATıLDı  13:50  TARSUS HAYVAN PARKı’NıN YENI MISAFIRLERI: ALPAKA VE KOATI  13:47  UZUN SOLUKLU BIR SÜREÇTI  13:46  MGC’DE YENİ BAŞKAN SEÇİLDİ   13:44  ATATÜRK’Ü ANMAK, ATATÜRKÇÜ OLMAK  13:43  DÜNYANıN ÜÇÜNCÜ BÜYÜK DEVRIMINI YAPTıLAR. HIÇ ÖVÜNMEDILER...  13:41  MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE I. DÜNYA SAVAŞı  09:21  BÜYÜKŞEHIR’DEN MERSIN TARıMıNA CAN SUYU   09:19  BAŞKAN ÖZYIĞIT: HERKES BAHÇESINE TURUNÇGIL AĞAÇLARı DIKMELI  

Yazı Devrimi ve Mahmut Esat Bozkurt

Yazı Devrimi ve Mahmut Esat Bozkurt


Ulu Önder Atatürk’ün Yazı Devrimi’yle anadilimizin ses yapısına, yazım kurallarına uymayan Arap alfabesi yerine, Latin Kökenli Yeni Türk Alfabesi kabul edildi. Yeni araştırmalar, Etrüsk kökenli bu alfabenin, Göktürk alfabesinden alındığını, Etrüsklerin de Türk kökenli olduğunu kanıtlamıştır.

NAİL TOPAL / ARAŞTIRMACI-YAZAR

Atatürk Devrimlerinin en önemlilerinden biri de Yazı Devrimi’dir. Bilindiği üzere Türkler, tarih boyunca dört alfabe(abece) kullanmıştır. Bunlar; Göktürk Alfabesi, Uygur Alfabesi, Arap Alfabesi ve Latin Kökenli Yeni Türk Alfabesidir.

Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra, Arap Alfabesini benimsediler. Arapçada üçü ünlü, 25’i ünsüz olmak üzere 28 harf vardır. Arap harfleri, Türk dilinin ses yapısına (fonetik) uygun değildir. Bu yüzden bu harflerin öğrenimi ve okuryazarlığı güçtü. Aynı sesi gösteren birden çok harfin bulunuşu, harflerin altında ve üstünde bulunan işaretler okuma, işini daha da güçleştiriyordu. Bizim dilimiz Türkçedir. Osmanlı Devletinin dili de Türkçeydi. Osmanlıca diye bir dil yoktu. Sadece yüklemleri Türkçe olan, sözcüklerinin tümü Arapça ya da Farsça olan, tamlamalarla yüklü, karma ve saray çevresinin kullandığı yapay bir dildi. Günümüzde de hortlatılmaya, kutsallaştırılmaya çalışılan dil budur.

ÖNCE HAZIRLIK SONRA UYGULAMA

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, devrimleri yaparken, önce düşünsel yönden hazırlıklarını yapıyor, sonra uygun ortamı hazırlıyor, daha sonra da uygulamaya geçiyordu. Bu yargımızı, şöyle örnekleyelim: 24 Şubat 1924 tarihinde Meclis’te Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşülüyordu. İzmir Milletvekili Şükrü Saraçoğlu söz aldı. Saraçoğlu, büyük fedakârlıklar yapıldığı, birçok yollar denendiği halde, halkın hâlâ okuyup yazma bilmediğini söyledi. Sözlerine şöyle devam etti: “Benim kanaatime göre, bu büyük derdin en korkutucu noktası harflerdir. Eğer ben Arap harfi diyecek olursam, burada da benim fikrime isyan edecek var mı? Efendiler, bunun tek kabahati harflerdir. Arap harfleri, Türk dilini yazmaya elverişli değidir. Hacımızın, hocamızın, amirimizin, memurumuzun gayretine, yıllardan, yüzyıllardan beri yapılan, bunca fedakârlıklara rağmen, halkımızın ancak yüzde ikisi veya yüzde üçü okumuştur.” Şükrü Saraçoğlu’nun konuşması, tutucuların tepkisine yol açtı. Konu gazetelerde yer aldı. Hüseyin Cahit Yalçın gazetesinde, “Eğitimi en kolay, en çabuk surette yapmanın tek çaresi, Latin harflerini kabul etmekten ibarettir” diye yazması üzerine Gazi, Şükrü Saraçoğlu’nu çağırdı ve “Çocuk!” dedi, “Erken konuştun. Acele etme! Her şeyin zamanı var” dedi. (1)

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ön hazırlıkları yaptıktan ve uygun ortamı hazırladıktan sonra, 9/10 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul Sarayburnu Parkı’nda halka şöyle seslendi: “Yeni Türk harflerini, her vatandaşa, kadına, erkeğe, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz!” Konuyla ilgili, özlü sözlerinde de şunları söyler: “Küçük bir deneme, bu Türk harflerinin, Türk diline, ne kadar uygun olduğunu, kentte ve köyde yaşı ilerlemiş, Türk çocuklarının, ne kadar kolay okuyup yazmasıyla, güneş gibi ortaya çıkmıştır. TBMM’nin kararıyla Türk harflerinin, yasalaştırılması, bu yurdun yükselme savaşında, başlı başına bir geçit olacaktır.” Bir özdeyişinde de şöyle der: “Bizim zengin ve ahenkli dilimiz, yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir.”

BOZKURT NE DİYOR?

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İktisat ve Adalet Bakanlıklarını yapan, O’nun düşüncelerini sistemleştiren Ord. Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt, Yazı Devrimi konusunda şöyle diyor: “Ben kendi hesabıma ve milletin büyük çoğunluğu hesabına söyleyebilirim ki, yüksek tahsilimi bitirdiğim zaman, hâlâ dosdoğru yazamıyordum. Elime verilen kitapları- ilmi manasıyla-anlayamıyor, anlatamıyordum. (2) Cumhuriyetten sonra, geçenlerde, çocuklarımın ders kitaplarını karıştırıyordum. Hem karıştırdım hem de bazı sayfaları dikkatle okudum. İlkokulun son sınıfında olan çocuklarımdan birinin tarih kitabında şu cümleleri gördüm: ‘Köylüyü zarara sokan, türlü fedakârlıklara sebep olan âşâr vergisi kaldırıldı. Dikim ve ekim işlerini, hayvan cinslerini iyileştirmek ve köylünün tefeciler tarafından soyulmasını önlemek için önlemler alındı.” (3)

Ulu Önder Atatürk’ün Yazı Devrimi’yle anadilimizin ses yapısına, yazım kurallarına uymayan Arap alfabesi yerine, Latin Kökenli Yeni Türk Alfabesi kabul edildi. Yeni araştırmalar, Etrüsk kökenli bu alfabenin, Göktürk alfabesinden alındığını, Etrüsklerin de Türk kökenli olduğunu kanıtlamıştır. Bu alfabe, dilimizin ses yapısına uygun olduğu için okuma yazma öğrenmeyi de kolaylaştırmıştır.

OKURYAZARLIK ÇOK DÜŞÜKTÜ
 
Cumhuriyet’in başlangıç yıllarında, Osmanlı’dan devraldığımız mirasta, kadınlarda binde dört, erkeklerde yüzde yedi oranında, okuryazarlığa sahiptik. Yetişkinler için açılan Halk Dershaneleriyle, Halk Evleri ile Köy Enstitüleri projeleriyle okuryazarlık oranımızı yükselttik. Çağdaş Uluslar düzeyine geldik. Bu projeler uygulanmaya devam edilseydi, eğitim öğretim antilaik uyglamalarla bozulmasaydı ülkemiz, kültür, uygarlık ve ekonomik kalkınma yönünden çok daha ilerlerde olacaktı.

Biz yine Mahmut Esat Bozkurt’un “Cumhuriyet’ten Önce ve Sonra Kültürümüz” adlı yazısından yaptığımız alıntılara dönelim: “50 yaşındaki aşçıbaşılar, bu yaştaki hizmetçiler, kadınlar okuyup yazma öğrendiler. Ulus’u, Tan’ı, Son Posta’yı vs. hepsini okuyorlar. Ve meseleler üzerinde konuşuyorlar, münakaşa ediyorlar.Uzun yollar aşıp giden devecilerin, beygir üstünde gazetelerini okuma fırsatını kaçırmadıklarını, her vakit görmekteyim. Ve ‘Ne var, ne yok? Gazeteler ne yazıyor?’ dediğim zaman, bana malümat da veriyorlar.” “Tren yollarında bekleyen yavrucukların bütün istedikleri gazete yahut bir kitaptır. ‘Amca gazete! Amca kitap!’ diye bağıranlara, her seyahatimde rastlarım. Bir de Cumhuriyet’ten önceki durumu düşünelim: Devlet Şurası üyeliğine çıkıp da iki satır okumak ve yazmaktan acizleri pekâlâ gördük ve tanıdık! Bu satırları, nedense Cumhuriyet’ten sonraki kültürümüzü hatta Meşrutiyet’ten önceki kültürümüzden daha aşağı görmek hastalığına tutulmuş zavallılar için yazıyorum. Onları uğradıkları karasevdadan kurtarmak için yazıyorum.” (4)

Mahmut Esat Bozkurt, 79 yıl önce yazdığı, “Cumhuriyet’ten Önce ve Sonra Kültürümüz” yazısında günümüz Türkiye’sine, insanlarımıza, yöneticilerimize ve Osmanlı hayranlarını yol gösteriyor.

Yazı Devrimi’mizin 91.yılı hepimize kutlu olsun!

DİPNOTLAR:

1-Özakman Turgut, Cumhuriyet-Türk Mucizesi, s.34,35
2- Bozkurt Mahmut Esat ,Toplu Eserler III, Yayına Hazırlayan,Şaduman Halıcı, Cumhuriyet’ten Önce ve Sonra Kültürümüz, s.376 Kaynak Yayınevi-İstanbul
3- a.g.y,s.377
4- a.g.y,s.378

Aydınlık Gazetesi


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Hen?z Yorum Yap?lmam??..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA