14:27  SERDAL KUYUCUOĞLU: YAZıK ÇOK YAZıK  14:21  CHP’DE OLAYLı KONGRE  14:18  ESAT ARSLAN: TÜRKIYE İDLIP’TE SEYIRCI OLAMAZ!  14:17  SEÇER: 10 AYLIK KARNEMİZ ‘PEKİYİ’LERLE DOLU  14:04  TARıMı CIDDIYE ALMAK ZORUNDAYıZ   14:02  BOP’ÇULAR, KANLI ELLERİ VE KİRLİ PLANLARI İLE YENİDEN BÖLGEMİZDE İŞ BAŞINDA!  16:15  SıĞıNMACıLARıN YÜZDE 40’ı ÜLKESINE DÖNMEYECEĞINI SÖYLÜYOR  15:13  FESTİVAL  12:30  BAŞKAN ÖZYİĞİT, MAHALLE ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR  12:29  BAŞKAN YILMAZ, MGC YÖNETİMİ İLE BİR ARAYA GELDİ  12:28  CHP’Lİ GÖKÇEL: SAĞLIK RANT DEĞİL HAKTIR  11:30  BÜYÜKŞEHIR, SARıKEÇILI ÇOCUKLARı MISAFIR ETTI  11:30  YENIŞEHIR’DE IHTIYAÇLAR BELEDIYE ATÖLYELERINDE ÜRETILIYOR  11:28  BAŞKAN VARAL: HALKıMıZıN UMUDU VE INANCı, EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ  11:28  İNCILER TUVALA DÖKÜLÜRSE  11:26  MTOSB MÜTEŞEBBIS HEYETI FABRIKALARDA INCELEMELERDE BULUNDU  11:26  “DÖRDÜNCÜ AY” SEYIRCIYLE BULUŞTU  11:24  VATAN PARTISI İL BAŞKANı TAŞDELEN YENI YÖNETIMI TANıTTı  11:21  MERSİN, EMITT’TE HER YÖNÜYLE TANITILDI  11:20  BAŞKAN GÜLTAK, MUHTARLARI DİNLEDİ 

Vahdettin Sevr’i onaylamadı da silaha mı sarıldı!

Kimi tarihçi Sevr Barış Antlaşması’nın suçunu Osmanlı Hükümeti’ne yükleyerek padişah Vahdettin’i aklar. Bu tarihçileri temsil etmek üzere Murat Bardakçı’nın fikirlerini ele alalım. Bardakçı, 'Sevr’i Türkiye’nin zaten hiçbir zaman resmen tasdik etmediğini' iddia ediyor.

 
MUSTAFA SOLAK / TARİHÇİ

VAHDETTİN’İ AKLAMA ÇABASI

Bardakçı, padişah Vahdettin’i savunmak için de şunu belirtiyor: “Türkiye’de o günlerde yürürlükte bulunan ‘Kanun-ı Esasi’nin, yani ‘Anayasa’nın değiştirilmiş yedinci maddesine göre, uluslararası anlaşmalar ancak Meclis’in tasdikinden ve hükümdarın onayından sonra geçerli olabiliyordu. Ama Türkiye’de o dönemin parlamentosu olan Meclisi Mebusan, Sevr’in dört ay öncesinden, yani 1920’nin 11 Nisan’ından beri kapalıydı, Meclis metni tasdik etmedi yahut edemedi ve zamanın hükümdarı Sultan Vahideddin de anlaşmayı hiçbir zaman imzalamadı.”

Bardakçı’ya göre Vahdettin demiş ki:

“Reşid Bey (İçişleri Bakanı), ...anlaşmayı imzalamamızı öneriyordu. İzmir’de yaşanan felaketin (İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinin) bir benzerinin tekrar yaşanmaması için, İtalyanların Yunan Ordusu’yla beraber İstanbul’u işgal etmeye kararlı olduklarını söylüyordu.

“Mecburi ve geçici imza taktiğiyle biraz zaman kazanmaya çalıştım. Saltanat Şûrası’nı da zaten her türlü sorumluluğu üstlenerek galipleri ve zaferlerinden sonra Türkiye’ye karşı aşırı düşmanca bir tavır içine giren bu memleketlerin kamuoyunu biraz sakinleştirmek için teşkil etmiştim. Gelişmeleri bu şekilde beklerken biraz zaman kazanmaya çalıştım; çünkü olayların gidişatını normale çevirebilecek şey sadece zamandı.

“Hadiselerin gelişmesini beklemeyi tercih etmiştim. Eğer işler kötü gider ve oyalamayı başaramazsam anlaşmayı imzalamaktansa tahttan feragat etmekte kararlıydım.”

Bardakçı “O halde İstanbul Hükümeti Sevr’i niçin imzaladı?” sorusuna “İstanbul’un elden gitmesi korkusundan ve basiretsizlikten!” yanıtını veriyor. Sadrazam Damat Ferit silahlı mücadeleyi hatırına bile getirmemiş!

Suçu hükümete yıkıp, padişahı aklıyor. Aslında padişahın korkaklığını, sadece tahtını düşündüğünü gösteriyor. Padişah diğer yerlerin elden gitmesine razı, bari İstanbul’u işgal etmesinler diye Sevr’i kabul ediyor.

Bardakçı, Sevr’in geçersizliğini, resmiyet kazanmamasına dayandırdığı görüşüyle çelişerek, Sevr’in milli mücadele nedeniyle uygulanamadığına yönelik şu cümleyi kuruyor:

“Sevr’in tatbik edilememesinin temelinde yatan en önemli sebep anlaşmanın resmiyet kazanmaması ve hukuken geçersiz kalması değil, Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele’nin bu metni silahla ve kanla yırtmasıdır.”[1]

Peki, padişah bu mücadelenin neresinde?

Anadolu’da milyonlar düşmanla savaşırken İstanbul’u, koltuğunu düşünen Vahdettin’in anıları mıdır gerçek olan yoksa milli mücadele karşıtlığı mı?

Bunları yazan tarihçinin, devletin mülkünün padişahta olduğunu, padişahın Damat Ferit’i azledebileceğini, silahlı mücadeleyi hatırına getirmesi gerekenin esas padişah olacağını, tarihçinin milleti örgütleyenlere, ordu kuranlara karşı gelmiş, halife ordusu düzenlemiş, düşman uçağıyla Atatürk ve Kuvvacılar için tutuklanma, idam fermanları dağıttığını da söylemesi gerekmez mi?

VAHDETTİN SEVR’İ ONAYLADI

Bardakçı’nın “Serv, Meclis’in onayından geçmedi” iddiası geçersizdir. Vahdettin İstanbul’un 16 Mart 1920’de işgal edilmesine tepkisiz kaldı. Meclisi de İngilizlerin baskısı üzerine kapattı. Meclisi bir daha toplantıya çağırmadığı için barış şartlarını görüşmek üzere kendi başkanlığında 22 Temmuz günü Saltanat Şurası’nı topladı. Rıza Paşa, İstanbul’da kalmanın, yalnız imza koşuluna değil, Anadolu’daki hareketi bastırmaya da bağlı olduğunu söyler. Vahdettin “kabul edenler ayağa kalksın, kabul etmeyenler otursun” demesi üzerine Sadrazam Damat Ferit ve herkes ayağa kalkar. Sadece Rıza Paşa çekimser kalır.[2]

Padişah “zaman kazanmaya çalıştı” da madem 30 Ekim 1918’den Sevr’in imzalandığı 10 Ağustos 1920’ye kadarki 1,5 yıllık zamanda işgallere neden tepkisiz kaldı?

Sevr ile Osmanlı’ya bırakılan topraklar haritada görüleceği gibi Ankara çevresi ile sınırlandırılmıştı. Yunanların Sakarya Savaşı öncesi Ankara önlerine kadar geldikleri düşünülürse bize bırakılan topraklar da garanti değildir.
 
Ne yapmış da neyin zamanını bekliyormuş? Milleti, düşmana karşı mı örgütlüyormuş? Ordu mu kuruyormuş? İşgallere direnmek için İngilizlere, Fransızlara, İtalyanlara, Yunana mı karşı çıkışmış?

Padişahın hadiselerin gelişmesini beklemeyi tercih etmesi belki olur da işgalcilerin insafa gelmesi! İstanbul’u; yani tahtını kurtarma ümidi.

Atatürk’ü Samsun’a gönderiş amaçlarından biri de Türklerin elindeki silahları toplamak değil miydi?

Hatta “aman sonra İstanbul’u da işgal ederler” diyerek Kuvvacılara sakinlik telkin edip, olmayınca da iç isyanlar örgütlemedi mi?

Saltanat Şurası’nda ayağa kalkıp gitmesini, kimisi “onaylamadığı” şeklinde yorumlasa da hayat memat meselesinde “halife-padişah” ünvanlına sahip birinin direnmesi gerekmez miydi?

Mondros’un imzalanması, İstanbul’un ve diğer yerlerin işgalini onaylaması Sevr’in çoktan yürürlüğe girdiğini gösterir. Bir de ıslak imza mı gerekiyor! Zaten meclis kapatıldığı için Şura’yı toplamadı mı?

Şura, Meclis yerine geçmiştir. Şura’da “antlaşmayı kabul edenler ayağa kalksın, kabul etmeyenler otursun” demesi, ayağa kalkması ve böylece Şura’dakileri yönlendirmesi, Şura’nın onaylaması “padişahın resmi onayı” anlamına gelir.

Atatürk “Padişah Sevr’i kabul etmiştir” diyor

Atatürk, 8 Şubat 1921’de Anadolu’da topladığı mecliste şunu ifade ediyor:

“Malumu alinizdir ki, şurayı saltanatta zatı şahane [padişah] Sevr Antlaşmasını bizzat ayağa kalkmak suretiyle kabul etmiştir.”[3]

1 Mart 1921’de de “milletimiz İstanbul’da, padişah huzurunda toplanılarak saltanat şurasında ayağa kalkmak suretiyle alınan karara dayanarak İstanbul Hükümeti’nin kabul ettiği Sevr Antlaşması altındaki idam kararı” ifadesiyle padişahın Sevr’i onayladığını tekrarlar.[4]

Atatürk’ün bu sözü mecliste alkışlanmıştır. Dolayısıyla meclis de Atatürk’e bu konuda katılmaktadır.

Ankara’daki meclis Sevr’i imzalayanlar ile Saltanat Şurası’nda olumlu oy kullananları “vatan haini” ilan eder.

1-Murat Bardakçı, “Hiç endişelenmeyin, Sevr’i biz zaten onaylamamıştık”, Hürriyet, 31.08.2003, erişim tarihi 15.07.2019, http://www.hurriyet.com.tr/hic-endiselenmeyin-sevri-biz-zaten-onaylamamistik-168498
2-M. Cemil Bilsel, Lozan, 1. Cilt, Sosyal Yayınlar, İstanbul, 1998, s.344.
3-Atatürk'ün Bütün Eserleri, c.11, Kaynak Yayınları, 2. Basım, İstanbul, 2005, s.42.
4-Age, s.70.


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Hen?z Yorum Yap?lmam??..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA