15:26  ARAPÇA TABELALAR TÜRKÇELEŞIYOR   15:11  ÇIN, ÇOCUKLARA ÜCRETSIZ AKıLLı SAAT DAĞıTMAYA BAŞLADı  15:20  BAŞKAN SEÇER: SORUNLARI TEK TEK ÇÖZECEĞİZ  14:55  CHP’LI GÖKÇEL: KONTEYNER LIMANı KAÇıRıLAMAZ   14:52  BU DURAKTA DURAN AYRıLAMıYOR  15:14  BAŞKAN SEÇER IKINCI YURTDıŞı ZIYARETINI ÇIN’E YAPACAK   15:11  YENIŞEHIR SOKAKLARıNDA ÜÇLÜ TEMIZLIK   15:07  MERSİN’İN MARKA DEĞERİ..!  15:03  İMAR VE RUHSAT MÜDÜRLERI MEZITLI’DE TOPLANDı  12:59  PERINÇEK: FETÖ’NÜN SIYASI AYAĞı ALI BABACAN’DıR  17:02  PARKOMETRE ÇÖZÜM DEĞİLDİR  13:46  ÜRETICI KADıNLAR ŞANLıURFA’Yı GEZDI  13:22  BAKAN’DAN GÖKÇEL’E İTİRAF GİBİ CEVAP:   10:20  İŞSIZLIK RAKAMLARı AÇıKLANDı  10:08  YENIŞEHIR SEMT POLIKLINIĞI HASTA KABULÜNE BAŞLADı   22:15  MEZİTLİ BELEDİYESİ, ÇEVRE BAKANLIĞININ DAVALTEPE 100. YIL PLAJI PLANINA İTİRAZ ETTİ   22:15  HDP İLE MİLLİYETÇİ YA DA ATATÜRKÇÜ BİR İTTİFAK YA DA HÜKÜMET MÜMKÜN MÜDÜR?  16:46  MEZITLI’DE ÜRETICI KADıNLAR KOOPERATIFLEŞIYOR  15:19  MERSIN’DE DENIZ KIRLILIĞINE GEÇIT YOK   15:18  UZMANLAR YENIŞEHIR IÇIN NELER ÖNERDI?  

Vatana ve sevgiliye duyulan aşkı en güzel anlatan mektup

FEYZİYE ÖZBERK

Bu mektubun yazarı Resneli Niyazi Bey’dir. Niyazi Bey, Padişah Abdülhamit’in istibdat yönetimine muhalefetin yoğun olduğu, Ohri’ye yakın bir bölgede, 3 Temmuz Cuma günü dağa çıkıyor. Ohri’de askerler sabah içtimaında “Yaşasın Padişah” yerine “Yaşasın Millet” diye bağırıyorlar. Ohri, aynı zaman da İttihat ve Terakki’nin en güçlü olduğu merkezlerden biridir.

Resneli Niyazi’nin evinden ayrıldıktan sonra eşine gönderdiği veda mektubu bugün neredeyse unutulan çok anlamlı bir sevgi sözüyle başlıyor:

“İki gözüm!” Demek ki sevgili gözü kadar kıymetlidir onun için. Ama vatanın kaybı söz konusu olunca sevgiliden ayrılmakta tereddüt etmiyor. Vatan olmadan sevginin de anlamlı olmayacağını biliyor. Mektubun izleyen cümlelerinde Niyazi Bey, eşinden mücadelesini anlamasını, destek olmasını istiyor:

“Sana pek kıymetli bir yadigârım olmak üzere gönderdiğim şu veda mektubumu gayet soğukkanlılıkla sevine sevine oku! Ve okudukça sevincini ilan et! Sakın ağlama! Hatta hiç sıkılma! Beni Allah’a emanet et, bilakis iftihar et! Sen bahtiyarsın! Zira dünyanın en muhterem bir kadını sen olacaksın! Bunun için gayet serinkanlılıkla oku. Sakın hatırına başka bir şey getirme! Bildiğinden ziyade seni severim. Ve senin ismet ve namusunu düşünerek şu fedakârlığı göze aldım. Şu fani dünyada ölüme mahkûm olan insanların mukaddes vatanımızın uğradığı şu felakete herkes gibi seyirci olarak yaşamayı pek hakir gördüm. Bizi bu vatan besledi, büyüttü. Vatan olmasa biz de yokuz demektir. Gerçi seni çok severim [fakat] toprak ve vatanımızı dünyada her şeyden ziyade severim. Neye yarar, her bir şey yine onların varlığıyla kaimdir.

Bâki: Ya ölüm ya vatanın kurtuluşu.

Vatan fedaisi Kolağası zevciniz.”

Niyazi Bey’in yazdıkları, söyledikleri yalnızca romantik, cesur sözler olarak görülmemelidir. Onun hayatını, gözünü kırpmadan ortaya koyduğu, tarihin silinmez kayıtlarına geçmiştir. Yaşam öyküsü incelendiğinde o yıllardaki savaşların, mücadelelerin hep en ön safında olduğu görülür. Yeter ki bu feda ediş kurtuluşa hizmet etsin. Vatanın yararına olsun. Onun yaptığı maceracı ve bireysel bir dağa çıkma eylemi değildir. Kendini feda etmeyi göze alarak toplumu harekete geçirebileceğini görüyor. Özellikle düşünüyor, demiyorum. Görüyor. Osmanlının durumunun ve örgütünün o güne kadar ki mücadelesinin tarihi bir başarı fırsatı yarattığını saptıyor. Tabii başarı yüzde yüz değildir. Aksi durumda düşman çizmeleri altında çiğnenen bir toprakta da yaşamak istemez.

28 Haziran 1908 günü “Allah üzerine yemin” ederek isyana karar veriyor. Çektiği telgraftaki sözleri net ve kararlıdır: “Biz Kanun-ı Esasi’nin hemen bugün meriyete konmasını istiyoruz. Eğer hükümet bunu sağlamazsa millet zorla alacaktır.”

Birlikte dağa çıkmayı planladığı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne bağlı olan Resne Belediye Reisi Cemal ve Komiser Tahir Beylere şöyle sesleniyor: “Sizin ve benim budalaca ölmemizden bir şey çıkmaz. Cemiyetin halk üzerindeki tesirini kullanarak yapılacak umumi bir isyan, beklediğimiz neticeyi bize verebilir. (...) Her kaza, Cemiyetin her merkezi, bize iltihak ederse iş kendiliğinden hal olur gider. Yalnız en evvel biz emsal olalım. (…) Yalnız sizden bana yardım ve iltihak için mertçe bir söz beklerim. Bir çete tanzim ederek yirmi dört saat içinde ortaya atılmak mümkündür. Bizim isyanımız, umumi isyan için güzel bir işaret olur. Yanımızda Prespe, Ohri, daha ilerde Debre de bize iltihak eder. Bu ormanlık ve dağlık mıntıkada, bu Türk dolu yerlerde hükümeti, aylar ve seneler meşgul edebiliriz.”

Niyazi Bey yalnızca sevgi dolu bir kahraman değildir. Cesur bir askerdir. Devrimci bir örgüt olan İttihat ve Terakki’nin önde gelen, en disiplinli üyelerinden biridir. Dağa çıkma kararı ve izleyen mücadelesinin her adımını örgütüyle birlikte kararlaştırır, uygular.

KAHRAMANLAR VE İHTİLALLER

Fikirler ve ihtilaller... Doğru fikirler ve kahramanlıklar başarmak için yeterli midir? Büyük kitlelerin de kazanılması gerekmez mi? Şevket Süreyya Aydemir, bu kavramlar arasındaki bağıntıyı özlü bir biçimde açıklıyor. Şöyle yazıyor:

“İhtilali, sayılar değil, fikirler kazanır. Eğer ihtilal, onu kaçınılmaz kılan şartlara dayanıyorsa ve bu şartlar, onları dile getirecek kahramanlarını bulursa, ihtilal zafer gongunu bir gün, mutlaka çalacaktır. Sayı ve birikim, şartları olgunlaştırır. Bu olgunlaşma, zirve noktasına varınca, toplumun kabuğu çatlar. O zaman eski düzen yeni düzene döner. Ve ihtilalin topları, bu dönüşü haber vermek için ufukları inletir...”

1908 Hürriyet Devrimi; Talât, Enver, Niyazi, Atıf, Eyüp Sabri Beylerde ve daha pek çok aydının kişiliğinde, kendini vatana feda eden kahramanlarını buldu. Onlar “ecnebi yumruğunu görmemek” için, canlarından aziz bildikleri vatan ve millet yolunda kendilerini feda etmekten kaçınmadılar. Atıf Bey’in mektubunda yazdığı gibi o sırada “örgüt, pek zayıf ve çekingendi, halk donmuş gibiydi” ama kısa sürede Cemiyet’in adı ülke içinde ve dışında duyuldu.

Yani fikirler doğruysa, koşullar uygun hale geldiğinde, sayılar kısa sürede değişebiliyor. Bu hem kitlelerin kazanımı hem de süreler için böyledir. Büyük altüst oluşların yaşanıldığı dönemlerde daha önce yıllar yıllar süren değişmeler birkaç ay ya da hafta içinde gerçekleşebiliyor.

Kaynak: Feyziye Özberk, “Resneli Niyazi/ Vatan Fedaisi ve Rumeli Dağlarından Cumhuriyete”, Kırmızı Kedi Yayınları, Nisan 2019, İstanbul.


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA