13:22  BÜYÜKŞEHIR BELEDIYESI’NIN STRATEJIK PLAN HAZıRLıKLARı BAŞLADı  13:19  BÜYÜKŞEHIR’DEN HAVA TAKSI HIZMETI   13:18  SOLI GÜNEŞ FESTIVALI’NE MUHTEŞEM KORTEJ  13:17  NASRETTIN HOCA’NıN YAPAY ZEKÂYA KATKıSı  16:06  MTSO SANAT GALERISI 2018-2019 SEZONUNU KAPATTı  16:05  9. SOLI GÜNEŞ FESTIVALI BAŞLıYOR  16:03  MTOSB ÖĞRENCILERI ‘MODEL UÇAK’ ÜRETTI  16:01  MEZITLI’DEN SONRA ANAMUR’DA DA AYNı TEHLIKE IDDIASı  16:00  İSVIÇRE’NIN YATıRıM VE TICARET OLANAKLARı TANıTıLDı  15:59  CHP’LI BELEDIYE MECLIS ÜYELERI YEREL YÖNETIM EĞITIMINE KATıLDıLAR  15:54  YENİŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN BİR İLK: HALK YÖNETİME DOĞRUDAN KATILDI  15:53  ÇÖLLEŞMEYE KARŞı ORTAK MÜCADELE ETMELIYIZ  15:50  NERMIN ERGENEKON’DAN -DOĞU SİNEMASI-  15:50  SİYANÜR İNTİHARLARI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI  15:50  KOCAMAZ’I MI YEMEK, SEÇER’İ Mİ DÖVMEK  16:08  ‘VATANDAŞ SOKAKTA YÜRÜME HAKKINI KULLANACAK’  13:46  BIR MEZITLI KLASIĞI: YAZLıK SINEMA   13:44  BAŞKAN YıLMAZ, PAZAR ESNAFıNı ZIYARET ETI  13:42  KARARLARı DA ISTIFASı KADAR SıRADıŞı LIDER NURSULTAN NAZARBAYEV  13:37  ABD’NİN BALKANLARDAKİ SON ATAĞINA VE GÜNCELLENMİŞ YENİ SEVR PLANINA DİKKAT EDELİM! 

Kararları da istifası kadar sıradışı lider Nursultan Nazarbayev

Son 33 yıldan beri halkının ve ülkesinin kaderine hükmetmiş milli bilinç sahibi bir lider, önce uhdesindeki birçok yetkiyi hükümete ve meclise devretti.

 
Feyzullah BUDAK Türkiye - Kazakistan Dostluk Derneği Başkanı

Ardından da gören gözlerinin, tutan ellerinin ve yürüyen ayaklarının rehberliği altında ulusunun geleceğini, her hangi bir riske yer vermeksizin sağlam bir şekilde inşa etmek istiyor. Kendisinden sonra bir karmaşa veya risk yaşanmaması için sağlam bir zemin üzerinde uyumlu bir geçişle devlet yönetimini yeni nesillere devretmek istiyor.

Kuruluşundan beri Kazakistan’ın Cumhurbaşkanı olan Nursultan Nazarbayev 19 Mart 2019 günü saat 19.19’da başlayan Ulusa Sesleniş konuşmasında Cumhurbaşkanlığı görevinden çekildiğini ve Anayasa gereği olarak yerine Senato Başkanı Kasım Comart Tokayev’in geçeceğini açıkladı. Kazakistan’ın Türkiye’deki Büyükelçisi Abzal Saparbekoğlu bu kararı Türkiye’ye duyururken, Nazarbayev’in görevi bırakma ve Kazakistan’da yeni bir dönem başlatma kararını ulusa açıklarken öne çıkardığı “19”lar ile Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşını başlatmak için Samsun’a ayak bastığı zaman öne çıkan “19”lar arasında zarif bir bağlantı kurmayı ihmal etmedi.


Elbette önemli bir devletin Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan bir kişinin, görev süresinin tamamlanmasına bir yıldan fazla süre varken ve o sürenin sonunda yapılacak seçimlerde de yeniden seçilmesi garanti iken, kendi iradesi ve kararı ile görevi bırakması ne sıradan bir iştir ve ne de dünyada örneğine fazla rastlanan bir iştir. Dolayısıyla, bu işi sıradan yaklaşımlarla doğru anlamak ve anlamlandırmak da mümkün değildir.

Nursultan Nazarbayev’in bu sıradışı istifa kararını doğru anlayabilme konusunda onun daha önceki sıradışı işlerine kısaca bir göz atmanın çok yardımcı olacağı kanısındayım. Ama ondan da önce bir hissiyatımı paylaşmak istiyorum. Çünkü ben, hasbelkader Nursultan Nazarbayev ile bir arada bulunmuş, görüşmüş, konuşmuş, birlikte iş yapmış sınırlı sayıdaki insanlardan birisiyim ve doğal olarak bu imkânlardan kaynaklanan bir hissiyatım var.

Okuma merakı olanların çoğunluğu biliyor ki; Atatürk’le ilgili ciddi çalışmalarım var ve bu çalışmalardan bir kısmının sonuçlarını “Atatürk Gücünü Nereden Alıyordu?” adlı kitabımda topladım. Gençlik yıllarımdan beri Atatürk’ün sınırları zorlayan kişilik ve liderlik özelliklerine vakıf oldukça zaman zaman şöyle bir soru zihnime takılıp dururdu; Acaba şu zaman engeli olmasaydı ve Atatürk ile görüşme imkânım olsaydı, bu benim için nasıl bir duygu olurdu? Tabii ki yaşadığımız zamanlar arasındaki farklılık sebebiyle bu sorunun cevabını bulmaya imkân yoktu. Ama diyebilirim ki; bu süreçte Nursultan Nazarbayev ile karşılaşmalarım, bunun nasıl bir his olabileceğini bana hissettirdi. İşte böylesine karizmatik bir liderden bahsediyoruz.

Şimdi gelelim Nursultan Nazarbayev’in daha önceki sıra dışı işlerini kısa başlıklar sunmaya;

-İlk Sorumluluk Üstlenme: Genellikle ve yanlışlıkla ifade edildiği gibi Nazarbayev’in, Kazak Eli ve Kazak halkı ile ilgili ilk sorumluluk üstlenmesi, Sovyetler Birliği’nin sorunsuz şekilde dağıldığı bir süreçte (1991’de) olmadı. Sovyetler Birliği dağılmadan ve Kazakistan bağımsızlığına kavuşmadan tam 5 yıl önce, 1986 yılının Aralık (Jeltoksan) ayında, Sovyetler Birliği Merkezi Yönetimi Kazakistan’ı yönetmek için, Kazakistan’la hiç alakası olmayan ve Kazakça dahi bilmeyen Moskova’lı Gennadiy Golbin’i tayin etmişti.

SORUMLULUĞU SÜT-LİMAN ORTAMDA ÜSTLENMEDİ

Bu atamaya karşı 16 Jeltoksan (Aralık) 1986 günü Kazak gençlerinin Devlet Üniversitesinde başlattığı ayaklanma Almatı Caddelerine taşarak bir isyana dönüştü. Yerel güçler bu isyanı bastıramayınca o gecenin sabahına kadar Moskova’dan havalanan 70’den fazla uçak Almatı Havaalanı’na binlerce asker indirdi ve bu askerlerin açtığı ateşlerle resmi açıklamalara göre 22 Kazak genci öldürüldü. Bu olayların sonucunda Sovyetler Birliği Merkezi Yönetimi Kazakistan’ın başına Rus Gennadiy Golbin’i atamakta ısrar edemedi ve Nursultan Nazarbayev’in Kazak Eli ve Kazak halkının kaderiyle alakalı ilk sorumluluk üstlenişi böyle bir ortamda gerçekleşti. Dolayısıyla Nazarbayev, halkının ve ülkesinin sorumluluğunu sorunsuz ve her şeyin süt-liman olduğu bir ortamda değil, kan ve barut kokuları arasında ve Kazak gençlerinin kanlarıyla sulanmış bir vatan toprağı üzerinde üstlenmiş, o günden bu yana da tam 33 yıl geçmiştir.

ÜNİVERSİTENİN AÇILIŞI

- Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin Kuruluşu ve Türkiye ile Ortaklık: Henüz Sovyetler Birliği’nin yaşamakta olduğu bir dönemde 6 Haziran 1990 tarihli ve 329 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararını bizzat hazırlayıp imzalayan Nazarbayev’in bu kararnamedeki ilk ifadeleri şöyleydi; “… Orta Asya’nın kadim ilim ve kültür merkezi olan Türkistan şehrinin kalkınması amacıyla 1991 yılında Türkistan Devlet Üniversitesi açılsın. Türkistan Devlet Üniversitesine ulu şair ve aydınlatıcı Ahmet Yesevi’nin adı verilsin.” 

Büyük lider bu icraatı ile, Türkistan şehrini yeniden ayağa kaldırdı. Ahmet Yesevi Üniversitesi'nin açılmasından iki yıl sonra imzalanan bir anlaşma ile Ahmet Yesevi Üniversitesi, Türkiye ile Kazakistan’ın ortak devlet üniversitesi haline geldi ve bu anlaşmanın 1. Maddesinde Üniversitenin Amacı başlığı altında “Ahmet Yesevi Üniversitesinin amacı, Türkiye Cumhuriyeti, Kazakistan Cumhuriyeti ve diğer Türk Cumhuriyetleri ile Türk Topluluklarındaki üniversite çağında bulunan gençlerin bir çatı altında, Türklük bilinci ve uluslararası eğitim ve çağdaş bilimin gereklerine göre eğitimlerini sağlamaktır ” ifadeleri yer aldı.

Üniversitenin kurulmasından sonra Türkistan şehri hızla kalkındı ve nihayet Eyalet Meclisinin oy birliği ile aldığı kararın 19 Haziran 2018 tarihinde Nazarbayev tarafından onaylanması ile de Türkistan Şehri, bölgenin eyalet merkezi oldu. Türkistan şehrini eyalet merkezi yapan kararnameyi imzaladıktan sonra basına verdiği beyanatta “Türkistan eyaletinin merkezi, yüzyıllardır Kazak Hanlığının ve bütün Türk dünyasının siyasi ve manevi hayatının kalbi olan Türkistan kenti olacak.” diyen Nursultan Nazarbayev’in sadece bir kentsel kalkınmayı amaçlamadığı, aynı zamanda onun, Türk tarihinin derinliklerine yönelme bilinci sergilediği çok açık değil mi?

ASTANA İSMİNİN DOĞUŞU

-Başkentin Değiştirilmesi: Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanmasından sonraki ilk yıllarda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak Kırgızistan’da görev yaptım. Dolayısıyla yönetim ve üretim zincirlerinin ani bir şekilde kopması sonucunda bölgenin o dönemde ne sıkıntılar yaşadığını yakinen bilenlerdenim. Yaşanan maddi ve demografik sıkıntılar sebebiyle bölgede rutin işlerin yürütülmesinde bile bin bir zorluk çekiliyordu.

İşte böyle bir ortamda Nursultan Nazarbayev, bağımsızlığın ilan edilmesinden sonra ani bir karar ile Başkentin Almatı’dan Akmola’ya taşınacağını açıkladı ve kısa sürede bu kararı gerçekleştirerek 1998 yılında Devlet yönetimini Akmola’ya taşımakla kalmayıp, olayın mümkün olan tüm vurgusu ile hükmünü ifa etmesi için Akmola şehrinin adını da Kazakça’da “Başkent” anlamına gelen “Astana” şeklinde değiştirdi. Kurucu büyük lider bu icraatıyla da; Kazakistan’ın kuzey bölgesindeki Rus nüfusunun yoğunluğu sebebiyle bu kesimlerde hak iddia etme eğilimleri gösteren Rusya’ya karşı, vatanın her karış toprağını savunma ve sahiplenme iradesi sergiliyordu.

- 2030 Stratejileri: Yıl 1997, aylardan Ekim. Kazakistan Cumhuriyetinin bağımsızlığını ilan etmesi üzerinden henüz 6 yıl bile geçmemiş. Bu altı yıla yakın süreyi Kazakistan baş döndürücü bir tempo ve büyük zorlular içerisinde önemli bir dönüşümün temellerini örerek geçirmiş. İşte bu sürecin başlangıcından beri Kazakistan’ın yönetimini elinde tutan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev Parlamento kürsüsünde, ülkesinin bundan sonraki uzun dönemi için belirlediği ana stratejileri “2030 Stratejileri” adı altında açıklıyor. Problemli alanları, çözüm yollarını, bu yoldaki avantaj ve dezavantajları ortaya koyarak ülkesinin 2030 vizyonunu belirliyor.

Nursultan Nazarbayev’in gösterdiği bu idrak düzeyini ve bu cevvaliyeti, asırlık devlet geleneğine sahip birçok ülkenin devlet başkanında göremiyoruz. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in sergilediği bu dirayet Kazakistan’ın parlak geleceği konusundaki umutlarımızı pekiştiriyor.

'TEK VÜCUT OLALIM'

- Orta Asya Devletler Birliği: 18 Şubat 2005 günü Kazakistan’dayım. Akşam haberlerinin “Ulusa Sesleniş” bölümünde Nazabayev konuşuyor; “Orta Asya Devletler Birliği’ni kurmayı teklif ediyorum… Bizim ekonomik çıkarlarımız, tarihi-kültürel köklerimiz, dilimiz, dinimiz, ekolojik sorunlarımız, dış tehditlerimiz ortaktır. AB mimarları böylesine ortak noktaları ancak hayal edebilirdi. Biz sıkı ekonomik entegrasyonu başlatmalıyız, ortak Pazar ve ortak para birimine doğru ilerlemeliyiz. Ancak bu durumda biz, hepimizi tek vücut olarak gören ulu atalarımıza layık olabiliriz.”

Dünyanın arka tarafından bir gücün, tabir caiz ise bütün dünyayı arkadan dolanarak, bizim coğrafyamızda, bizim hayat alanımızda, bizim bugünümüzü ve geleceğimizi tehdit eden eylemlere giriştiği bir dönemde Kazakistan lideri Nazarbayev’in böyle bir teklifle ortaya çıkmasının arka planında büyük bir milli bilinç ve derin bir tarih şuuru yatıyor. Ben o milli bilinç ve tarih şuurunun canlı tanığı olduğum için, tarih önünde bu tanıklığın gereğini yapmalı ve onun ne olduğunu aşağıda ayrı bir başlık altında anlatmalıyım.

-Dünya Kazakları Birliği Büyük Kurultayı: Dünya Kazakları Birliği’nin İkinci Büyük Kurultayı 2002 yılında Kazakistan’ın Türkistan Şehrinde Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde yapıldı. Birliğin Başkanı Nazarbayev bu Kurultayda bir konuşma yaparak, bağımsızlığın geride kalan on yıllık süreci içerisinde yapılan işleri sistematik bir şekilde anlattı. Nazarbayev bu anlatımının bir yerinde öyle bir söz söyledi ki, adeta yerimde sarsıldım. Büyük liderin sözü şöyleydi; “Bu on yıllık kısa süre içerisinde biz, Çin ile aramızdaki 1500 yıllık sınır problemini çözdük.”
 
Üç gün süren bu toplantının sonunda benim bir değerlendirme konuşmam vardı ve bu söz üzerine ben, değerlendirme konuşması için aldığım tüm notları bir kenara koyarak, yapacağım değerlendirme konuşmasını sadece bu söz üzerine kurdum. Çünkü bu tarihi sözün, gereği gibi anlaşılmamasına gönlüm razı değildi. Çünkü bu söz, “Orta Asya Devletler Birliği” teklifinin temelinde yatan büyük milli şuuru ve tarih bilincini ortaya koyuyordu.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev elbette sadece on yıllık bir devletin lideri olduğunu biliyordu. Kazakistan coğrafyası uzun yıllar boyunca Çarlık Rusya’nın ve Sovyet Yönetiminin idaresi altında kalmış olmasına rağmen, bu topraklarda daha önceleri bir Kazak Hanlığı vardı. Ancak, bu Kazak Hanlığının tarih sahnesine çıkış zamanı 1456, yani günümüzden 550 yıl öncedir ve bu tarihten önce de başka bir Kazak Devleti olmamıştır. O halde, sadece on yıllık bir devletin başkanı olan ve tarihteki ilk Kazak Hanlığının da bundan 550 yıl önce kurulmuş olduğunu iyi bilen Nazarbayev, bu sözü ile ne demek istemişti?

DERİN TARİH ŞUURU

Günümüzden 1500 yıl geriye gidince bu sorunun cevabı çok açık bir şekilde anlaşılıyordu. Bilge Devlet Başkanı bu topraklarda bundan 1500 yıl önce kurulup, Çin ile büyük sınır problemleri yaşamış olan, bizim Türkiye’de Göktürk İmparatorluğu adıyla bildiğimiz ve bu coğrafyada “TÜRK KAĞANATI” adıyla anılan büyük Türk Devletinin tarihi mirasçısı olduğunu söylüyordu. Nazarbayev’in “Orta Asya Devletler Birliği” teklifinin temelinde işte böylesine derin bir tarih şuuru ve işte böylesine büyük bir milli bilinç yatıyor.

ŞAŞILACAK BİRŞEY YOK

-Nazarbayev’in Cumhurbaşkanlığını bırakması: Şimdi tüm dünya bu düzeyde bir milli bilince, tarih şuuruna ve millet sevgisine sahip Nazarbayev’in 19 Mart 2019 günü Cumhurbaşkanlığı görevini kendi iradesi ve kararıyla bırakmış olmasını şaşkınlıkla izliyor. Hâlbuki bunda şaşılacak hiç bir şey yok. Tarihi, bugünü, bölgesini ve dünyayı iyi okuyan 78 yaşındaki akıllı lider, ömrünün geri kalan kısmında taçtan ve tahttan vazgeçmek pahasına, ulusunun geleceğini teminat altına alıyor.

Son 33 yıldan beri halkının ve ülkesinin kaderine hükmetmiş milli bilinç sahibi bir lider, önce uhdesindeki birçok yetkiyi hükümete ve meclise devrediyor ve ardından da gören gözlerinin, tutan ellerinin ve yürüyen ayaklarının rehberliği altında ulusunun geleceğini, her hangi bir riske yer vermeksizin sağlam bir şekilde inşa etmek istiyor. Kendisinden sonra bir karmaşa veya risk yaşanmaması için sağlam bir zemin üzerinde uyumlu bir geçişle devlet yönetimini yeni nesillere devretmek istiyor.

TAŞIDIĞI SIFATLAR

Bunun için, Cumhurbaşkanlığı görevini bırakmasına rağmen, “Elbaşı (Ulusun Önderi) / Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı / Dünya Kazaklar Birliği Başkanı / Anayasa Kurulu Üyesi / Nur-Otan Partisi Başkanı” gibi sıfatlarını saklı tutuyor. Üzerindeki bu sıfatların sağlam ve sağlıklı bir geçiş için yararlı olacağını düşünüyor. Çünkü taşımakta olduğu bu sıfatlar gerçekten ona ülkedeki siyasi ve ekonomik gelişmeleri yönlendirme ve denetleme imkânı veriyor.

Zaten Nazarbayev’in görevi bırakmasını açıklayan konuşmasındaki şu sözleri de yukarıdaki değerlendirmelerimizle bire bir örtüşüyor; “Sizlerle kalıyorum. Ülkemin ve halkımın endişeleri benim endişelerim olmaya devam edecek. Bağımsız Kazakistan’ın kurucusu olarak gelecek hedefimi; iktidara, ülkede yapılan değişiklikleri devam ettirecek yeni nesil bir yöneticinin gelmesini sağlamak olarak görüyorum.”

Görklü Tanrı sana sağlıklı uzun ömürler versin Ulusun Elbaşı, Büyük Lider…


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA