15:20  BAŞKAN SEÇER: SORUNLARI TEK TEK ÇÖZECEĞİZ  14:55  CHP’LI GÖKÇEL: KONTEYNER LIMANı KAÇıRıLAMAZ   14:52  BU DURAKTA DURAN AYRıLAMıYOR  15:14  BAŞKAN SEÇER IKINCI YURTDıŞı ZIYARETINI ÇIN’E YAPACAK   15:11  YENIŞEHIR SOKAKLARıNDA ÜÇLÜ TEMIZLIK   15:07  MERSİN’İN MARKA DEĞERİ..!  15:03  İMAR VE RUHSAT MÜDÜRLERI MEZITLI’DE TOPLANDı  12:59  PERINÇEK: FETÖ’NÜN SIYASI AYAĞı ALI BABACAN’DıR  17:02  PARKOMETRE ÇÖZÜM DEĞİLDİR  13:46  ÜRETICI KADıNLAR ŞANLıURFA’Yı GEZDI  13:22  BAKAN’DAN GÖKÇEL’E İTİRAF GİBİ CEVAP:   10:20  İŞSIZLIK RAKAMLARı AÇıKLANDı  10:08  YENIŞEHIR SEMT POLIKLINIĞI HASTA KABULÜNE BAŞLADı   22:15  MEZİTLİ BELEDİYESİ, ÇEVRE BAKANLIĞININ DAVALTEPE 100. YIL PLAJI PLANINA İTİRAZ ETTİ   22:15  HDP İLE MİLLİYETÇİ YA DA ATATÜRKÇÜ BİR İTTİFAK YA DA HÜKÜMET MÜMKÜN MÜDÜR?  16:46  MEZITLI’DE ÜRETICI KADıNLAR KOOPERATIFLEŞIYOR  15:19  MERSIN’DE DENIZ KIRLILIĞINE GEÇIT YOK   15:18  UZMANLAR YENIŞEHIR IÇIN NELER ÖNERDI?   15:10  DÜNYANıN EN ÇOK ATıK BıRAKıN ÜLKESI ÇIN OLDU   15:05  MEHMET İZOL: 15 TEMMUZ DEMOKRASI DESTANıDıR 

Türkiye’nin ekonomik kalkınması için öneriler - 1-2

Mustafa Pamukoğlu / Aydınlık Gazetesi

Ülkemiz ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor ve daha da derinleşmesinden kaygı duyuluyor. Bu nedenle bu krizden nasıl çıkılır ve kalkınma hamlelerine nasıl girişilir? Ve neler yapılmalı, sorusu önem arz etmektedir. Ancak cevaplara geçmeden önce Türkiye’nin Cumhuriyet’ten bu yana kalkınma politikalarını kısaca gözden geçirmekte yarar var.

Türkiye’de kalkınma çabalarını Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren dönemler itibariyle şöyle analiz edebiliriz:

Cumhuriyet’in kuruluş dönemlerinde (1923-1930) liberal bir politika izlenmiştir. 1930’lardan sonra yoğun devlet müdahalelerini görüyoruz. Yani devlet sanayileşme görevini özel sektör ile birlikte kendi de üstlenmiştir. İktisadi devlet teşekküllerinin çekirdeğini oluşturacak Etibank, Sümerbank, Denizcilik Bankası gibi devlete bağlı işletmeler kurulmuştur.

SANAYİ PLANLARI DÖNEMİ

1931’de yürürlüğe giren Beş Yıllık Birinci Sanayi Planı daha çok tüketim mallarının endüstrilerine ağırlık veriyordu. Bu planda iç piyasanın temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelen hammaddesi yurtiçinden temin edilebilen endüstrilerin kurulmasına öncelik verilmişti. Bu dönemin temel özelliği ithalat ikamesi uygulanması idi. İthalat ikameci sanayi politikaları bundan sonra sanayileşmenin temel özelliğini oluşturacaktır.

Bu plan uygulamada başarılı olunca İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı yapıldı. Ancak İkinci Dünya Savaşının çıkması nedeniyle uygulanamadı.

1950’de liberal eğilimli iktidar göreve gelmesiyle tarım ve alt yapı yatırımlarına ağırlık verildi. Ancak bu dönemde de sanayileşmeye önem verilmiş ve karma ekonomi, ithalat ikameci politika izlenmiş; ayrıca özel girişimcilik teşvik edilmiştir.

1963 yılında ise Planlı Kalkınma Dönemine girildi. Bu dönemde sanayileşme sürükleyici olarak kabul edilmiş hedef olarak açıkça ortaya konmuştur. İthalat ikamesine dayalı dış ticaret politikası da sanayileşmenin başlıca aracı kabul edilmiştir.

Öte yandan ilk dört planda da ihracat konusunda olumsuz görüş söz konusudur.

Sanayi ürünleri iç üretimde artışlar sağlamış ancak yüksek fiyat ve düşük kalite nedeniyle dış piyasalara yöneltilmesi mümkün olmamıştır. Bu da yoğun bir şekilde yapılan eleştirilerin başında yer almıştır.

Diğer yandan son Kalkına Plan Döneminde Türkiye Ankara Anlaşması imzalanmıştır.

İHRACATA YÖNELİK POLİTİKALAR DÖNEMİ

24 Ocak 1980 İktisadi Kararları ile ihracata yönelik politikalar dönemi başlamıştır. Bu kararlar Dünya Enerji Buhranı’ndan sonra büyük döviz darboğazına girildiği ve yüksek enflasyonun hüküm sürdüğü dönemde uygulamaya konulmuştur. Bu kararların temel amacı, kısa sürede enflasyonun aşağıya çekilmesi ve IMF’nin güvenini kazanarak yeni dış kaynaklar temin etmekti.

Bu kararlarla kotalar kaldırılarak, gümrük tarifeleri düşürülerek, kambiyo denetimleri gevşetilerek, esnek kur sistemine geçilerek, faizler serbest bırakılarak, bürokrasi azaltılarak serbest piyasa mekanizması geliştirildi ve dış ticaret rejimi liberalleştirildi.

Daha önceki yıllarda uygulanan koruyucu politikalardan vazgeçerek ihracat ile döviz gelirlerini artırmak 24 Ocak Kararlarının temel hedeftir.

Bundan sonraki dönemlerin önceliği, serbest piyasa sistemi içinde ihracat odaklı büyümedir. Araçlar; özelleştirme, dış kaynaklara dayalı büyüme, ara malı ürünlerini ithal ederek katma değer yaratmadan üretilen ürünlerin ihracatını yapmaktır. Bunun da gerekçesi küresel ekonomi ile bütünleşmek, küresel gelişmelere ayak uydurmaktı. Çünkü 1980’lerden itibaren küresel ekonomi paracı bir ekonomiye bürünmüştü. Parasal akımlar dünya havuzunda yüzmeye başlamıştı.

GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERİN ÖZELLİKLERİ

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomisinde bir kısır döngü vardır. Bu kısır döngü şemasını da çizen Ragnar Nurkese’dir. Bu ekonomilerde kişi başına düşen gelir azdır. Bunun nedeni verimliliğin az olmasıdır. Verimliliğin az olmasının nedeni kişi başına düşen sermaye stokunun (belirli bir anda bir firma, sanayi veya ülkenin sahip olduğu toplam fiziki sermaye miktarına sermaye stoku denir) az olmasıdır. Sermaye stokunun az olmasının nedeni yatırımların az olmasıdır. Yatırımların az olmasının nedeni de tasarrufların az olmasıdır. Tasarrufların da az olmasının nedeni gelirlerin az olmasıdır.

İşte ekonomik kalkınma için bu kısır döngünün kırılması gerekir.

Bu kısır döngü yanında gelir dağılımında eşitsizlik, yoksulluk, hızlı nüfus artışı, düşük eğitim düzeyi de gelişmekte olan ülkelerin ortak özelliğini oluşturuyor.

Nobel Ödülü Meksikalı şair Octavia Paz ise az gelişmiş ülkeleri şöyle tanımlıyor:

“Güçlülerin zayıflara egemen olduğu, siyasetin ekonomiye, hiyerarşinin yeteneğe, gizli ilişkilerin hak ve hukuka baş eğdirdiği, eleştirilerin mutlak bir şekilde ceza gördüğü, insanın hor görüldüğü yer..”

Türkiye’nin ekonomik kalkınması için öneriler - 2

Geçen çarşamba günü (ve tekrarı pazar günü) yayınlanan yazımızda Türkiye’nin kalkınma ve ekonomik politikalarını dönemler itibarıyla kısaca değerlendirmiştik. Bugün de ülkemizin ekonomik krizden çıkması ve kalkınma otobanına geçmesi için neler yapılması hususunda önerilerimizi dikkatinize sunacağız.

EKONOMİK KALKINMA NEDİR?
Ekonomik kalkınma nüfus başına düşen reel milli gelirin artırılmasıdır. Bu da işgücü veriminin artırılması ile sağlanabilir. Oysa işgücünün verimi çalıştığı sermaye donanımına bağlıdır. Bu nedenle kalkınma bir sermaye birikimi sorunu olarak dikkate alınmayla kavranabilir.
Ekonomik kalkınma için ekonomik plancılık zorunluluktur. Bir kalkınma planı yapmaya ve bunu yürütmeye de kalkınma politikası denir.
İşte bizim yapmamız gereken de öncelikle bir kalkınma planı hazırlamaktır.

KALKINMA HIZIMIZ NE OLMALI?
Kalkınma hızı, milli gelirin yılda yüzde kaç artacağını gösteren bir orandır.
Kalkınma hızı, “sermaye/hasıla oranı” sabitken milli gelirin ne kadarlık kısmının yatırımlara ayrıldığını gösterir.
Örnek verirsek bu oran üç ve kalkınma hızımızı yedi olarak belirlemişsek milli gelirden yatırımlara ayıracağımız oran yüzde 21 olacaktır.
Yatırım oranı büyüdükçe kalkınma hızı düşer. Bunun yanında az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde yatırımların artırılması için tüketimin kısılması gerekir. Bu da halkın özveri göstermesi demektir. Bunun yanında bu özverinin de adil dağıtılması şarttır.
Burada halkımızı ikna edeceğimiz husus bugün yapacakları özverinin ileride kendilerine refah getireceğine kani olmalarını sağlamaktır.

NELER YAPILMALI?
Temel yol haritası şu adımları içermektedir.
1- Yurtiçi tasarrufları artırmak
Bunun için vergilerin artırılması ve vergi kaçakçılığının önlenmesi başta olmak üzere birçok ekonomi ve maliye politikalarının izlenmesi gerekir.
Ancak tasarrufların artırılması kolay bir iş değildir. Gelişmekte olan ülkelerde büyük çoğunluğun geliri ancak tüketim harcamalarına yettiği için mevcut gelirlerinden tasarruf etmeleri mümkün değildir. Bu nedenle gelirlerinin artması gerekir. Bu da yetmez artan gelirlerin onların eline geçmeden tasarrufa gidecek şekilde vergi veya başka bir yolla kesilmesi gerekir. Çünkü bu kişilerin ellerine geçen küçük gelir artışlarını harcama eğilimleri daha yüksektir. Bu çelişki kapitalizmin önemli bir çelişkisidir. Bu da bizi gelirlerin daha küçük grupların eline geçmesi halinde ancak tasarrufların artacağı tezine götürmektedir.
2-Yurtdışı tasarruflardan yararlanmak
Yurt içi tasarruflar az olduğunda yurt dışı tasarruflar yani dış borçlanmaya gidilir. Ancak alınan dış borçların yıllardır yapıldığı gibi tüketimde, bütçe açığını kapamada değil yatırımlarda ve özellikle de ihracata dönük sanayi yatırımlarında kullanılması gerekir.
3- Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmek
Sermaye stokları ve teknoloji düzeyini artırıcı ve dolayısıyla verimliliği yükseltecek yabancı sermaye yatırımları ekonomik kalkınmada önemlidir.
4- Yatırım kompozisyonunda imalat sanayine öncelik vermek
Sanayileşerek kalkınmada öncelik makine ve teçhizatlar yatırım olmalıdır. Artan nüfusun ihtiyaçlarını ve zevklerini karşılayıcı konut üretimi gibi istihdam ve üretim olanağı yaratacak sermaye stoklarının artışına olanak vermeyen yatırımlara öncelik ve önem verilmemelidir.
5- Kapasite kullanım oranını yükseltmek
Gelişmekte olan ülkelerde yeterli sermaye stoku olmadığı gibi mevcut sermaye stoklarının da kapasite kullanım oranı düşüktür. Verimliliğin düşük olmasının en önemli sebeplerinden biri de budur.
Buraya kadar saydığımız çözümler orta ve uzun vadede sonuç getirecek politikalardır ve temel başlıklardır.

KISA VADEDE NELER YAPMALIYIZ?
Bunları nasıl yapacağız? Ekonomi, maliye ve para politikaları ne olacak? Kalkınma çabalarına girişirken kısa vadede büyük zorlukları ve sıkıntıları nasıl aşacağız? Kısa vadeli dış kaynakları nasıl temin edeceğiz? Bize borç vermeyenlere veya yüksek faiz maliyeti ile kredi verenlere nasıl bir tavır alacağız? Dış borçları ödeyecek kaynak bulamazsak hangi seçenekler var? Yurtdışında Türk vatandaşlarına ait milyarlarca doları bulan paraların gelmesini sağlamak mümkün mü? Bunları sonuç vermeyen varlık ve vergi barışları ile mi sağlayacağız; yoksa yatırıma sevk edicisi teşvikler mi vereceğiz? Sıcak paraya gelme mi diyeceğiz yoksa gel akıllı yatırım yap mı diyeceğiz? Yastık altında kayıt dışı ekonominin en önemli varlığını oluşturan altın ve dövizi nasıl kayıtlı ekonomiye kazandıracağız? Kişilerin nasıl güvenmesini sağlayacağız? Özelleştirme politikası ne olacak? Daha önce özelleştirilen stratejik varlıkları devletleştirecek miyiz?
Bunlar ve benzer soruların cevapları da kısa ve orta vadede yapılması gerekenleri gösterecektir.

Devam edeceğiz..


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA